Araptarlı Gazi Hasan Kimdir?

Antep Savunması kahramanlarından
Gazi Araptarlı Hasan
“FRANSIZ MÜHİMMAT DEPOSUNUN HAVAYA UÇURULMASI”


Çınarlı Camii civarı, ANTEP SAVUNMASINDA kilit noktalardan biriymiş. O tarihte, Çınarlı Cami karşısında, bostanların içinde Alleben Deresinin kıyısında, bir büyük kiremit imalathanesi varmış. Fransız Birlikleri, bu kiremit imalathanesinin arka kısmına kadar gelmiş, çadırlarını kurarak yerleşmişler. Kiremit İmalathanesi, çatısı ve duvarları oluklu tudya levhalardan yapılmış, tavanı yüksek, oldukça büyük ve savaş nedeniyle boşaltılmış, hangar şeklinde bir yermiş. Fransızlar, burayı mühimmat deposu yapmışlar. Cephanelerini, silah, araç ve gereçlerini bu hangara tıka, basa yerleştirmişler.

ANTEP HARBİ Etraf-ı Şehir Cepheler Komutanı Şefik ÖZDEMİR Bey bu durumun farkındaymış. Günlerdir burayı izliyormuş, buranın ne kadar stratejik önem taşıdığının farkındaymış. Fransız Kuvvetlerini durdurabilmek, Fransızlara büyük bir darbe vurmak için çareler düşünürmüş. Bunun için o bölgenin Komutanları ile bir toplantı düzenlemiş. İlgili Komutanları Dayı Ahmet Ağa’nın köşkünde toplamış. Toplantıya katılanlar; Baş Komutan Şefik Özdemir Bey, Dayı Ahmet Ağa, Düğmeci Mahallesi Semt Reisi Araptarlı Hasan, Semt Reisleri Bölge Komutanı İnco Hüseyin, Pazarbaşı Nuri Efendi ve bir kaç Kahraman daha varmış. Toplantıya Başkanlık eden Şefik Özdemir Bey, Dayı Ahmet Ağa Köşkü’nün penceresinden dürbün ile bostanların içinde ki bu Kiremit İmalathanesini ve etrafında ki Fransız nöbetçilerini ve Fransız Birliklerini dikkatle gözetlemekteymiş…
Sonra odadaki Komutanlara konuyu açmış, “Arkadaşlar, Fransız Birlikleri burnumuzun dibine kadar geldiler ve şu Kiremit imalathanesi denilen, hangarın arkasına çadırlarını kurdular. Bu hangarı da kendilerine mühimmat deposu yaptılar ve içini de ağzına kadar cephane, silah, araç, gereç ile doldurdular. Antep’i işgale hazırlanıyorlar! Günlerdir ben burayı gözetliyorum ve çok tedirginim… Bu mühimmat deposunu, en kısa zamanda havaya uçurmamız lazım! Eğer bunu başarabilirsek, işte o zaman Fransız’ın belini kırar, geri püskürtürüz, Antep’i işgal etme planları altüst olur! Fransızlara yeniden cephane ve silah gelene kadar biz onları haklarız evvel Allah! Ah bunu bir başara bilsek! Bak işte o zaman, Fransızlar kolay kolay toparlanamazlar, köklerini kazırız! Ancak bu çok zor, hatta imkansız gibi bir şey! Çünkü orası gece, gündüz çok iyi korunuyor. Havaya uçurmak çok zor, saldıralım, ele geçirelim desek, çok kayıp veririz, Fransızların silah ve sayısal üstünlüğü var!” demiş.

İnco Hüseyin, söz istemiş;”Çok haklısınız Komutanım, saldırma olmaz, çok zayiat veririz! Nasıl yapalım, siz ne düşünüyorsunuz?” demiş. Şefik Özdemir Bey; “Başka hiç bir çözüm yok gibi biz burayı her halükarda havaya uçurmalıyız, bunu bir iki fedai yapabilir ama çok tehlikeli, oraya giden ölümü göze alarak gitmeli! Bu da kimden istenir ki?” demiş.
Düğmeci Mahallesi Semt Reisi ARAPTARLI Hasan; “Ben yaparım Komutanım, kolay! Gider havaya uçurur gelirim!” demiş.
Orada bulunan Komutanların tamamı buna itiraz etmişler. “Olmaz Hasan! Sen Semt Reisi olarak 160 askerin komutanısın, gerçi her fert bizim için çok değerli ama sen bize çok lazımsın, birliğini bırakıp gidemezsin!’’ demişler. Toplantının yapıldığı Konağın sahibi Dayı Ahmet Ağa söz almış; ‘’Arkadaşlar doğru söylüyorlar Hasan, sen Antep’e çok lazımsın, bu kadar askerini bırakıp da, ölümü göze alarak, nasıl gidersin? Biraz sakin ol!” demiş.

Dayı Ahmet Ağa, Araptarlı Hasan’ın babası yaşında ve babasının arkadaşı, o semtte ve Antep’te lafı dinlenir, sayılır, sevilir, eğitimli ve varlıklı bir insanmış. Dayı Ahmet Ağa, Araptarlı Ailesinin, hem komşusu hem aile dostu olarak Araptarlı Hasan’ın hangi hislerle canını hiçe sayarak bu görevi üstlenmek istediğini çok iyi bilmekteymiş. Araptarlı Hasan’ın babası, Araptarlı Memik Ağa, Antep’e 20 km. mesafede, Maraş yolu üzerinde, Küçük Araptar Köyünün Ağasıymış ama köyde değil Antep’te yaşamaktaymış. Araptarlı Sokağının ilk sakinlerindenmiş. Dayı Ahmet Ağa komşusu Araptarlı Ailesini çok yakından tanımaktaymış. Dayı Ahmet Ağa’nın çocuğu yokmuş, Fatma Hatun denilen, güzelliği ve asaleti dillere destan bir eşi varmış. Araptarlı Memik Ağanın 6 erkek, 2 kız toplam 8 çocuğu varken, 1915 Seferberlikte, 6 erkekten, 2 tanesi Çanakkale’de, 1 tanesi Doğubayazıt’ta, en iriyarı, en cengâver olan büyük oğlu da Urfa Eşşek Meydanı denilen mevkide, Ermeni çetelerince tuzağa düşürülerek Şehit edilmiş. 4 evladının Şehitlik haberi ve künyesi bir ay içinde, arka arkaya gelince, Araptarlı Memik Ağa aklını yitirmiştir. Geride kalan iki oğlu, Hasan ve ikiz kardeşi Hüseyin, 1915’de henüz 15 yaşında çocuk olduklarından Seferberlikte askere alınmamışlar ve sağ kalmışlar. Ama Hasan ve ikiz kardeşi Hüseyin, Seferberlikte Şehit olan 4 Ağabeylerinin acısını, yüreklerinde taşımakta ve intikam hırsıyla bilenerek büyümektelermiş. 1920’de İstiklal Savaşı başlayınca, Antep’i işgal etmek için gelen Fransızlara karşı, ikiz kardeşleri, intikam hırsı sarmış…

Araptarlı Hasan ve ikiz kardeşi Hüseyin, Antep Harbi’nde henüz 20 yaşında Komutan olacak yaşta değillermiş ama ikisi de, yürekli, bilekli, gözü kara, delikanlılarmış. Antep Harbine gönüllü ve intikam hırsıyla katılmışlar. Bu iki yiğit delikanlının hırslı davranışları, Harbin Baş Komutanı konumundaki Şefik Özdemir Beyin dikkatini çekmiş. Araptarlı Hasan, Düğmeci Mahallesi Semt Reisi olarak, ikiz kardeşi Araptarlı Hüseyin’de Yardımcısı olarak görevlendirilmiş. İçlerinde babaları, dedeleri yaşında olanların da bulunduğu 160 Kahramana, çeteye komutanlık yapmışlar.

Dayı Ahmet Ağa Köşkündeki toplantıda Araptarlı Hasan ve ikiz kardeşi Hüseyin’in özel durumunu, haleti-ruhiyelerini yakından bilen komutanlar Araptarlı Hasan’ın gönüllü fedai olmasına işte bu nedenle topluca karşı çıkmışlar. Ama Araptarlı Hasan 20 yaşında, gözü kara, korkusuz, vatan sevdalısı bir delikanlıymış. Komutanlarının rıza göstermemelerine rağmen “Komutanım, ben gider o mühimmat deposu ile Fransızları havaya uçurur gelirim, kolay” diyerek, ısrarına devam etmiş…

Komutanlar, sonunda mecbur kalmışlar “tamam Hasan, kiminle gitmek istiyorsun? Bari yanına ikiz kardeşini alma, Hüseyin Çavuş askerlerinin başında kalsın, sen yanına bir başka asker al git” demişler.
Araptarlı Sokağında kapı komşusu ve çocukluk arkadaşı olan, Cülha Mamet’i yanına almış. Cülha Mamet, Araptarlı Hasan’ın en yakın arkadaşıymış ve O’nun birliğinde askermiş. Araptarlı Hasan ve Cülha Mamet, yanlarına silahlarını ve bir teneke gazyağı ile kibrit alıp, gece yarısı bostanların arasından, sessizce hedefe varmışlar. Fransız Komutanları ve askerlerinin büyük bölümü çoktan çadırlarına çekilmiş, derin uykudalarmış ama silahlı nöbetçiler mühimmat deposunun etrafında dolaşmaktaymış. Ayrıca ağır makineli, taramalı denilen silahın başında nöbet bekleyen askerler de bir birleriyle konuşmaktalarmış. Araptarlı Hasan, Cülha Mamet’e sessizce; “Hadi Mamet, senin görevin buraya kadar, gazyağı tenekesini bırak, uzaklaş” demiş. Çülha Mamet, gözü kara, yiğit delikanlıymış. Araptarlı Hasan’ın yüzüne dik dik bakmış, “Ne değin lan sen? Ben seni burada heç yalınız bırakır da geder miyim? Birlikte geldik, birlikte döneriz, anca beraber kanca beraber” demiş. Araptarlı Hasan; “saçmalama Mamet, sessizce çek git canını kurtar. Şimdi ben içeri giriyorum, gazyağını her tarafa döküp de kibriti çaktım mı, kıyamet kopacak, infilak başlamadan bakalım ben kendimi dışarı atıp da, kaçabilecek miyim?” demiş.

Cülha Mamet, kararlıymış; “Hasan ben seni almadan gitmem, boşuna konuşma” demiş. Araptarlı Hasan çaresiz kalınca, Cülha Mamet’e silah çekmiş “Emre karşı mı geliyorsun lan, ben senin komutanınım, emrediyorum, git dedim mi gideceksin, yoksa seni vururum!” demiş. Cülha Mamet, çok gözü kara, korkusuz, yiğit bir delikanlıymış ve Araptarlı Hasan’ı öz kardeşi gibi severmiş. “Ulan bana silah çekme değil, vursan bile, seni almadan çekip gitmem, vur ulan, Fransız mermisi ile öleceğime, arkadaşımın mermisi ile vurulup öleyim! ” demiş.

Araptarlı Hasan anlamış ki; bu Cülha Mamet asla gitmeyecek! “ Tamam, ulan o zaman bari git beni biraz uzakta bekle, infilak olunca, sen Çınarlı Camii yönüne koş, ben Alleben yönüne koşacağım. Hedef şaşırtalım. Çünkü şimdi ben, içeri girip gazyağını cephanelerin, üzerine döküp, kibriti çaktım mı, kıyamet kopacak! Çok büyük infilak olacak! Bizi görünce tararlar, ikimiz birden hedef olmayalım!” demiş. Cülha Mamet bunu kabul etmiş, sessizce Çınarlı Camii yönüne doğru, sürünerek ilerlemiş. Orada mevzilenip Araptarlı Hasan’ı beklemeye başlamış. Araptarlı Hasan, hangarın penceresinden içeri sessizce girmiş. Elindeki gazyağı tenekesini cephanelerin ve silahların üzerine telaşla dökmüş. Sonra gömleğinin kolunu, belinde taşıdığı kamayla kesmiş, koparmış, gazyağına batırmış ama elindeki kibritler de o telaşta ıslanmış! Kibriti çakmış yanmamış, 5-10 çöp kibriti arkası arkasına çakmış, hiç biri yanmamış… İyice telaşlanmış, elinde kalan son 3 çöp kibriti elbisesine sürterek kurutmuş, ellerini açmış “ Allahım şu mazlum, mağdur Antep Halkına acı, bu son kibritler yanmazsa, biz yandık demektir! “ diye Allah’a yalvarmış. Neyse ki son kibritleri çakınca yanmış. Gazyağına batırdığı gömleğinin kolunu tutuşturmuş ve önce patlayıcı cephanelerin olmadığı kenar kısımlardan yangını başlatmış. Alevler yükselmeye başlayınca, pencereden dışarı atlamış. Alleben Deresine doğru koşmaya başlamış. Ama Fransız askerleri, Araptarlı Hasan’ı fark etmişler, arkasından makineli ile taramışlar. Derenin kenarına yaklaşırken vurulmuş düşmüş! Cülha Mamet, Araptarlı Hasan’ın vurulup düştüğünü, bir daha kalkmadığını uzaktan izlemekteymiş… Araptarlı Hasan öldü zannederek, ağlamaya başlamış… Tam o anda Mühimmat deposundaki yangın cephanelere ulaşmış. Öyle büyük bir patlama olmuş ki, patlamayla birlikte gece yarısı gökyüzü aydınlanmış… Patlamanın tesiriyle Antep’te evlerin camları kırılmış, çürük duvarlar yıkılmış… Antep Halkı, kıyamet kopuyor zannetmiş, gece yarısı heyecanla yataklarından fırlamış, sokaklara dökülmüşler…

Dayı Ahmet Ağa Köşkünde ki Komutanlar, “Başardık işte, başardık, işte şimdi Fransız’ın belini kırdık !” diye zafer çığlıkları atarak, bir birlerine sarılıp, kutlama yapmışlar…

Bir iki saat sonra, Cülha Mamet, iki gözü iki çeşme, ağlayarak Köşkün kapısından içeri girmiş, selamı çakmış “Görev tamamlandı ama Araptarlı Hasan Şehit oldu! “ demiş…

Az önce zafer çığlıkları atarak, başarıyı kutlayan Komutanların sevincinin yerini hüzün almış… Ortalık adeta buz kesmiş! Kara yasa batmışlar…
Dayı Ahmet Ağa’nın, hıçkıra hıçkıra ağladığı görülmüş… “Kıyılacak babayiğit değildi, o kadar söyledik, Hasan sen gitme, bize lazımsın, Antep’e lazımsın, sen Semt Reisisin, emrindeki 160 asker senden komut bekliyor dedik ama anlatamadık, gitmesine mani olamadık. Demek ki Ağabeyleri gibi Şehitlik mertebesine erişecekmiş! Akacak kan, damarda durmaz, şimdi bu acı haberi babasına nasıl vereceğiz? Adamcağız zaten 4 evladının Şehit haberi ile delirdi, bunu da duyarsa kesin ölür!” diye kendi aralarında yakınmışlar. Bir taraftan da Cülha Mamet’e; “Sen Araptarlı Hasan’ın Şehit olduğunu gözünle gördün mü?” diye sorup doğruluğunu anlamaya çalışıyorlarmış. Cülha Mamet; “Gördüm Komutanım, alevler parlayınca pencereden balıklama atladı sonra kalktı, Alleben’e doğru koşmaya başladı, arkasından Makineli ile taradılar, vuruldu düştü, bir daha kalkamadı… Zaten o anda çok büyük bir infilak oldu, arkasından peş peşe çok güçlü patlamalar duyuldu. Kulaklarım patladı, sağır oldum sandım, ortalık o büyük patlama ile önce gündüz gibi aydınlandı sonra her tarafı, keskin barut kokusu ve koyu bir duman kapladı, göz gözü görmez oldu. Ben de o yoğun dumanın içinde kaldım, zehirlendim herhalde, oraya yığılmış kalmışım. Sonra kendime geldim, sürünerek oradan uzaklaştım ve size haber vermeye geldim” demiş.

Araptarlı Hasan, vurulmuş, düşmüş ama kolundan, bacağından yaralanmış, sonra o kargaşada Alleben’e kadar sürünerek gitmiş. Alleben’in o yıllarda suyu bol ve hızlı, gürül gürül akarmış. Kendisini Allaben’in akıntısına bırakmış, Tabakhane’ye kadar suyun yüzünde sürüklenerek gitmiş. Tabakhane’de, suyun yüzünde her tarafı kan, revan içindeki yaralıyı görenler önce tanıyamamışlar sonra bakmışlar ki bu yaralı genç, Araptarlı Hasan. Hemen kurtarmışlar, harpte sıhhiyeci olarak görev yapanları çağırmışlar, Alleben Deresinin kıyısında ki Alinacar Camii’nin avlusunda, hasırın üzerine yatırmışlar. Sıhhiyeciler, kol ve bacaklarındaki mermi çekirdeklerini çıkarmış, bir mermi de kafasını sıyırıp geçmiş, kafa derisini sıyırmış, o nedenden kafası da kanıyormuş, yüzü, gözü kan içinde kalmış, yaralarını pansuman yapmış, sarmışlar. Akşama kadar Camide yatmış, sonra biraz kendine gelince, Dayı Ahmet Ağa Köşkü’ne gitmek istemiş. Bir at arabası ile Araptarlı Hasan’ı Dayı Ahmet Ağa Köşküne getirmişler. İki kişinin yardımıyla, Köşkün kapısından girmiş, selamı çakmış ve oraya yığılmış. Her tarafı adeta mumya gibi sarılı, iri yarı adamı Komutanları ilk bakışta tanıyamamışlar. Yanına gitmişler ki bu yaralı genç, az önce öldü diye yasını tutukları, ağlayıp, dualar okudukları ARAPTARLI Hasan. Üzüntünün yerini tekrar sevinç almış, hemen Hastaneye kaldırmışlar. Yaraları tedavi edilmiş. Bir hafta tedavi ve dinlenmeyle hastaneden çıkmış sonra tekrar askerlerinin başında, ikiz kardeşi Araptarlı Hüseyin ile sırt sırta verip, cepheden cepheye koşmaya başlamış. 5 yıl önce Seferberlikte Şehit olan Ağabeylerinin acısıyla, yürekleri yaralı 20 yaşındaki vatan sevdalısı ikizlerin komuta ettiği 160 kahraman yiğitten oluşan birlik; cepheler yararak, Fransız askerlerine Antep’i dar etmişler …

ANTEP Harbi’ni anlatan birçok kitapta harbin kaderini değiştiren bu olaylar anlatılır. Kitabın birinde şöyle yazıyor; … “ARAPTARLI Kardeşlerin başında olduğu birlik, Fransızlarla çok kanlı muharebelere girdi. Semt Reisi ARAPTARLI Hasan ve kardeşi Hüseyin çavuşun komuta ettikleri birlikte, Araptarlı Kardeşler hep en önde dövüşürlerdi. Bir defasında iki tarafın da mermileri bitti, göğüs göğüse süngü muharebesi başladı, kan gövdeyi götürüyordu, Araptarlı Hasan yaralandı, yaralı olmasına, kan kaybetmesine rağmen, ayakta durmaya çalıştı, askerlerinin morali bozulmasın diye, süngü savaşına devam etti. Fransız Birliğinin tamamını süngüden geçirerek, cepheyi yardılar, o noktada bulunan düşmanı kamilen imha ettiler…

Kaleme alan: Ali ARAPTARLI

Asım Mıhcıoğlu Ayıntap Data Facebook Grubundan Alıntıdır.

Hakkında Antepteyiz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.